Yedi Ödül / Kategoriler

SEÇİCİ KURULAN SUNULAN SUNULAN KATEGORİLER

1- ARAŞTIRMA / İNCELEME / KİTAP                                                                

Anadolu coğrafyasının üzerinde yaşattığı tüm değerleri kapsayan bir yaklaşım  ile Anadolu’da farklı bölgelerde bulunan mutfakları ve kültürlerini araştırma ve  inceleme çalışmalarını son iki yılda yazılı hâle getirerek topluma kazandıran akademisyenler ve yazarlar arasından  üç aday Seçici Kurul’a sunulur.

ANADOLU’NUN GÖNÜL ŞEFLERİ  2015/ FORD OTOSAN AŞ. / Elif OVALI

Anadolu mutfağı hakkında, böyle kapsamlı yazılı kaynak  fazla yok.  Anadolu mutfağını önce ülkemize sonra da tüm dünyaya tanıtmayı amaç edinen ekibe bir sosyal sorumluluk projesi kapsamında destek veren Ford Otosan, bir kısmı kaybolmaya yüz tutmuş yüzlerce tarifin asıllarını  Anadolu’nun farklı şehirlerinde bu işi yaşayarak yapan insanlardan öğrendi. Bu sebeple kitap, aslında Anadolu  kadınlarının yüzü  olarak nitelendirilebilir!

Kitapta yer alan yemeklerin tamamı evlerde yapıldığı için, her zaman uygulanabilir nitelikte olan bu tarifler toplanmasaydı muhtemelen unutulup gideceklerdi... Dünya mutfaklarıyla yarışabilecek nitelikte bir hazineye sahip olan Anadolu’nun binlerce yıllık yemek kültürü birikiminden gelen lezzetleri  şüphesiz ki kalıcı olacaktır.

Bu kitap, kaybolma riski altındaki Anadolu yerel tatlarını dünya mutfak kültürü envanterine asıllarını koruyarak dahil eden çok önemli bir belge niteliği  taşımaktadır.

TAPUOLOJİ  2104 / Tolga ATALAY

İnsan-yemek ilişkisi, çok yönlü ilişkiler ağının egemen olduğu bir kültür birikiminin oluşmasına sebep olmuştur. Yerel kaynaklar bize yeme içme kültürünün somut örneklerini sunarken Anadolu yemek kültürünün daha eskilere uzanan ipuçlarını da ulaştırırlar. Bu anlamda çok aydınlatıcı bir kitap olan Tapuoloji yemek kültürünü, "halkbilimi" bakış açısıyla ele alıyor. Çalışma, yalnızca yemek tarifleri üzerinde yoğunlaşmıyor, mutfak kültürüyle etnografik tespitler, inanç, gelenek ve sözlü kültür değerlerinin derlenmesi bakımından da  önem taşıyor…

BAYRAM ÇÖREĞİ 2014 / Nilhan ARAS

Kültürün, üzerinden çok yönlü okunabileceği bir alan olan mutfak Diyarbakır'da   elbette yeryüzünün her yerinde olduğu gibi- çok şey anlatır.  Örneğin bölgede hangi etnik ve dinî kimlikler yaşamış ve yaşamakta; hangi ev hangi kimliği temsil etmekte, sosyal yaşamdaki baskın günler hangileridir, bu günler nasıl geçirilir vb. soruların cevapları bazen önemsiz gibi görünen bir yemek tarifinden kolayca bulunabilir.

Merkeziyle, ilçesiyle, köyüyle Diyarbakır mutfağını Diyarbakırlıların anlattığı bu kitap  bilimsel kaygıdan uzak olmamakla birlikte, halk kültürünü esas alınarak yazıldı. Her şeyden önemlisi bu kitapta tüm Diyarbakır'ın emeğinin olduğudur.

 

 

2- MUTFAK   ENDÜSTRİSİ   FİRMA

Mutfak endüstrisinde uluslararası marka olma başarısı gösterenler, mutfak eksenli başarılı sosyal sorumluluk projeleri yürütenler, Türk kültürüne göndermede bulunan  eserlerin mutfak objeleri aracılığı ile  bilinirliğine katkı sağlayanlar ile Türk Mutfak Endüstrisinin her anlamda güçlenerek profesyonel mutfak ekipmanları ihtiyaçlarına yönelik çalışmalarıyla uluslararası sürdürülebilir rekabet gücüne erişen endüstri kuruluşları arasından  üç aday büyük jüriye sunulur.

KARACA

Karaca’nın hikâyesi, 1973’te bir babanın oğullarıyla paylaştığı cesaret, umut ve heyecanla başlamış. Karaca, bu hikâyeyi herkese anlatmak için yola çıkmış. Anlattıkça, sofrasındaki tabaklar çoğalmış.  Karaca, herkesi evine, ailesine katmaktan hiç vazgeçmiyor. Heyecanla başlayan hikâye bir aileden başka ailelere yayılıyor. Çünkü sadece yakındakiyle değil, en uzaktakiyle de paylaşılacak duyguların olduğuna inanıyor. Paylaşmanın zevkini herkes yaşasın diye de hikâyesini anlatmaya devam ediyor.

Öncü bir tasarım markası olmanın sorumluluğuyla ilerlemeye devam eden Karaca, başarının sınırsızlığına inanarak sınırları zorluyor.. Vizyonları ise mutfak, sofra ve ev tekstili kategorilerinde katma değerli fikirler geliştirerek, insanların sevdikleriyle paylaşmaya değer bulduğu anların bir parçası olmak.

GÜRALLAR ARTCraft / LAV

Gürallar Grubu çatısı altında, 1994 yılında temelleri atılan ve Türkiye sofra camı üretiminde tekelci yaklaşımı kırarak sektörün gelişiminde önemli bir rol oynayan Gürallar Art Craft, dünya markası olma hedefiyle 2014 yılı itibariyle kurumsal yenilenmeye gitmiş ve LAV markası ile yoluna devam etme kararı almıştır. Adını cam şekillendirmenin en önemli enerjisi ateş ve camın hammaddesinin bir araya geldiği kızgın cam hamurundan alan LAV, aynı zamanda ateşin ve camın insan hayatındaki vazgeçilmez yerini de simgelemektedir.

Üretimini Kütahya’da gerçekleştiren LAV, toplam 300 bin metrekare alan üzerinde kurulu 2 üretim tesisinde günde 2 milyon adede ulaşan üretimi ile dünya üreticileri arasında 6. sırada yer almaktadır. 2000 kişinin istihdam edildiği tesislerde, toplam 3500 kalem üretim gerçekleştirilirken, ürünler başta Fransa, İspanya ve İran olmak üzere, Brezilya’dan Çin ve Filipinler’e kadar dünyanın 130 ülkesine ihraç edilmektedir. Ayrıca, 2001 yılında kurulan Gürallar Teknopark bünyesinde cam üretimiyle ilgili yeni teknolojiler üzerinde çalışmalar yapılmakta; cam üretiminin yanı sıra üretim yapan makinelerin tasarım ve üretimi süreçleri de burada yürütülmektedir.

JUMBO 

Estetiği ve fonksiyonelliğiyle sofralara ve mutfaklara ilham veren ürünler tasarlamak, hayata değer katan ayrıntılar yaratmak. Nesilden nesle aktarılan özgün ve zamansız tasarımlarıyla tanınan ve tercih edilen bir marka olmaya devam etmek. İşte özetle Jumbo markasının ilkeleri.

1947’de Çemberlitaş’ta küçük bir atölyede kuruldukları günden bu yana tek bir tutkuları olmuş: Sadece en doğal malzemeleri kullanarak keyif veren tasarımlar yaratmak… Jumbo, yıllar içinde yeniliğe ve yaratıcılığa olan inancıyla  büyümüş  ve  en güvenilir markalar arasına girmeyi başarmış. Çelik, porselen, cam ve taşa hayat veren ince işçilik ve 120’den fazla endüstriyel tasarımla Türkiye ve dünya çapında sayısız ödül kazanmış.  Nesilden nesle aktarılan, özenle saklanan ve özel günlere damgasını vuran en değerli parçalarda imzaları var. Çünkü mutfağın sanatını bilenler, seçimleriyle fark yaratmak isteyenler ve en iyisinden daha azıyla yetinmeyenler için tasarımda kalite, dün olduğu gibi bugün de Jumbo…

 

3- RESMİ YA DA ÖZEL KURUMLAR,  SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

Ulusal ve uluslararası  yarışma, panel, workshop vb. organizasyonlar yapan, yaptıkları araştırma ve  incelemeleri   kayıt altına   alarak arşiv çalışması ve yayın hâline getirerek bilgilenmeyi artıran kurum, kuruluş  ve sivil toplum örgütleri  arasından  üç aday büyük jüriye sunulur.

TUSİD

Endüstriyel mutfak, çamaşırhane ve servis ekipmanları alanlarında faaliyet gösteren firmaları bir araya getiren bir ekonomik sektör örgütüdür. 1991 yılında kurulan dernek, sektörünün ilk ve tek kuruluşudur. İşkollarının önde gelen tüm firmalarını çatısı altında toplamıştır. Derneğin üye yapısının bel kemiğini endüstriyel mutfak ve çamaşırhane konusunda faaliyet gösteren firmalar oluşturmakla birlikte, ağırlama konaklama sektörüne mal ve hizmet veren çok sayıda kuruluş da örgütün bünyesinde yer almaktadır.

Üyeleri arasında meslekî, teknolojik ve sosyal dayanışmayı sağlamak ve söz konusu alanlarda standartları yükseltmek için çalışmalar sürdürmektedir.  Derneğin yaklaşık 145’ten fazla firmayı temsilen 260’a yakın üyesi bulunmaktadır. Temel amaç üyelerin yaptığı üretimin üstün özellikli ve AB standartlarında olmasını sağlayacak önlemleri almak, Endüstriyel Mutfak ve Çamaşırhane sektörünün yurt içinde ve yurt dışında en etkili şekilde tanıtılmasını sağlamak, bu sayede dünya endüstriyel mutfak ekipmanları yarışında etkili ve yetkin olmak. Ayrıca uluslararası fuarlara, etkinliklere katılmak, dış ülkelerdeki ilgili sivil toplum örgütleriyle ilişkilerini sürdürmek, seminerler, konferanslar, paneller, sempozyumlar düzenlemek, sergiler açmak, sektördeki gelişmeleri ve yenilikleri uluslararası düzeyde yurt içinde ve yurt dışında sektörü tanıtan dergi, bülten, broşür ve kataloglarda yayımlamak.

TURYİD

21 Mayıs 2003 tarihinde, 37 kurucu üye ile gerçekleştirilen  “Kurucular Kurulu” toplantısında kabul edilerek yürürlüğe girmiş ve 7 Eylül 2003 tarihinde, Resmî Gazete’de Turizm, Restaurant ve Kulüp Yatırımcıları, İşletmecileri Derneği TURYİD olarak ilan edilmiştir.

İstanbul il sınırları içerisinde faaliyet gösteren genç ve dinamik bir dernek olan TURYİD, kısa bir özgeçmişe sahip olmasına rağmen, sergilediği yenilikçi ve aktif tavırla konusunda söz sahibi olmayı başarmıştır. TURYİD, ilerleyen tarihlerde Türkiye’nin farklı bölgelerindeki yatırımcı ve işletmecileri de bünyesine katarak, belirlediği amaçlar doğrultusunda güçbirliğini artırma yoluna gitmeyi hedeflemektedir. Temel olarak gerekli hedef grupları nezdinde güç odağı olma,  üyelerin ekonomik menfaatlerini koruma, kollama ve geliştirme, sektörel bilgi, iletişim ve eğitim odağı olma,  sektör problemlerinin tespit ve çözümü,  sektörün kendi iç sorunlarında hakem görevi görme, sektörde standartları tespit etme ve otokontrol mekanizması kurma hedefleriyle hareket etmektedir. En önemli hedeflerini Türk Mutfağını Dünyaya Tanıtma olarak belirlemiştir.

TÜRES

Türk Mutfağını tanıtmak ve yaşatmak, sektörel sorunları çözmek ve turizmi canlandırmak, yerli ve yabancı turistleri restoran ve lokantalarda en iyi şekilde memnun etmek ve turistlere Türk Mutfağını, misafirperverliğini yaşatmak ve göstermek gayesiyle kurulan "Mutfak Kültürümüzü Tanıtma ve Yaşatma Derneği", çalışma alanını daha da genişleterek 21 Şubat 2006'dan itibaren TÜRES olarak faaliyet göstermektedir.

Gıda sektöründe sorumluluğu üstüne alarak gerekli girişimler, resmî temaslar, uzun uğraş ve çabalar sonucu restoran, lokanta ve kafelerde KDV %8 e indirilmiştir. Sektörün büyük sorunu olan vasıflı çalışan eksikliğinin gün geçtikçe artmakta olması Derneği harekete geçirmiş ve TÜRES Akademi okulu olarak İstanbul Ticaret Üniversitesi ile servis elemanı kursu açarak eğitim vermiş, devamında sektörün tüm branşlarında eğitim vermek için çalışmalara başlamıştır. Aynı zamanda sektörün önemli ihtiyacı olan Restoran Yöneticisi eksikliğini de gündeme alarak gerekli çalışmalara başlamış ve sektörel dersler esas alınarak yetiştirilecek fakülte bünyesinde Mutfak sanatları ve Restoran İşletmeciliği bölümü açmak için YÖK’e başvurusunu yapmıştır.  Sektörde özellikle iş hayatının yoğun olduğu bölgelerde kullanılan ve sektöre sıkıntı yaratan yemek çeklerinden alınan yüksek komisyon oranları ve yemek çeklerinin market alışverişinde kullanılması konusunu gündemine almış, tüm yemek çeki firmalarının genel müdürleri ile  toplantılar düzenleyerek bu sorunu çözmedeki kararlığını göstererek çalışmalara ve yasal girişimlere başlamıştır.

 

4- GÖRSEL MEDYA

Toplumun  Türk Mutfağına yönelik ilgi ve bilgisini geliştiren, ayrıca genel mutfak görgüsünü  artıran   programlar ve yayınlar yapan yazılı ve görsel medya gurupları arasından  üç aday büyük jüriye sunulur.

LEZZET  HARİTASI

Ezgi Sertel ile Lezzet Haritası, Anadolu’nun eşsiz lezzetlerini evlerinize getiriyor. Star TV ekranlarında ilgiyle takip edilen, “Ezgi Sertel ile Lezzet Haritası”, Anadolu’nun eşsiz lezzetlerini sunmaya devam ediyor. Ezgi Sertel, Anadolu’yu il il, ilçe ilçe gezip, tadına doyum olmaz yöresel lezzetleri, binlerce yıllık yaşanmışlıkların sonucu olan gelenekleri, görenekleri ve ülkemizin cennet köşelerini ekranlarınıza getirip, yurdumuzun lezzet haritasını çıkarıyor.

LEZZET YOLCULUĞU

Anadolu’nun; damakları bayram ettiren geleneksel lezzetleri ile tanışıp, kültürel ve doğal güzelliklerine doğru masalsı bir yolculuğa çıkmak isteyenler Turgay Başyayla ile yurdumuzun yüzlerce yıllık eşsiz tatlarını sizlerle buluşturmayı hedefliyor. Lezzet Yolculuğu’nda Turgay Başyayla, sanatçı kişiliğini türküleri eşliğinde sizlerle buluşturuyor.  Birbirinden güzel otantik lezzetleri, aşçılarımızla, ninelerimizle, dedelerimizle uygulamalı olarak tariflerinin verileceği, ortaya çıkan lezzet harikasının tadılarak test edileceği Turgay Başyayla İle Lezzet Yolculuğu'nda damakların yanı sıra gözler ve kulaklar da nasibini alıyor  ve izleyicileri  SHOW TV ekranlarına konuk ediyor.

HAYAT  AĞACI

Selin Kutucular, Türkmax Gurme HD’de yepyeni programı “Hayat Ağacı” ile izleyicileriyle buluşuyor.  Her yemeğin, tarifin hatıralarımızda yer eden küçük de olsa bir anısı vardır. Selin Kutucular, kendi anılarını, hatıralarını, kokusuyla ve lezzetiyle sofralara mutluluk katan eşsiz tariflerini paylaşıyor, ailesinden miras kalan İstanbul lezzetlerini yeniden hazırlıyor. Neşeli ve samimi sofraların püf noktalarını aktarıyor.

İzleyenlerini, her bölümde farklı bir konsept ve konsepte uygun tariflerle buluşturan “Hayat Ağacı” hafta içi her gün Selin Kutucuların içten ve samimi anlatımıyla saat 12.30’da TURKMAX GURME HD’de.

 

5- GIDA ÜRETİMİ ve DAĞITIMI FİRMA 

Türkiye coğrafyasında geleneksel olarak var olan ürün ya da o ürünlerden oluşturulan,  toplum sağlığını tehdit etmeyen yiyecek ya da içecek üretimi yapan veya bu ürünleri tüketiciye ulaştıran  şirket ya da işletmelerden üç aday büyük jüriye sunulur.

BOĞATEPE KÖYÜ ÇEVRE VE YAŞAM DERNEĞİ

Boğatepe Köyü’nün deniz seviyesinden yüksekliği yaklaşık 2300 metre. Oksijen bakımından zengin ve etrafı açıklık (yaklaşık 20 km x 20 km.) bir yayla. Büyük bir düzlükte bulunan yayladaki Boğatepe Köyü 1800’lü yılların sonunda kurulmuş, çoğunluğu Malakan (Rusya’nın batısından gelen çiftçilik yapan) ailelerden oluşan 6 köyün yaylası. Malakan aileleri bölgede tarım ve hayvancılık ile uğraşmışlar, peynir ve çeşitlerini Kars ve çevresine kazandırmışlardır.

1900’lerin başında Rus işgalinde bulunan bölgede Ruslar zavot (fabrika) denilen kooperatif türü yapılanma ile yaylada (Boğatepe Köyünde) bir işletme kurarlar. İşletmenin yanında zamanla evler kurulur ve burası köy olur. Çevre köylerdeki herkes hayvancılık ve el sanatları ile uğraştığı için, bu fabrika ve işletmelerde süt ve süt ürünleri üzerine imalat yapılır. Hepimizin bildiği, ünlü Kars gravyer peyniri 1910’lu yıllarda Boğatepe ve benzeri köylerde üretilmeye başlanır.

Boğatepe Köyü’nde eski zavot binasının (imalathane) içini peynir müzesi yaparak “Zavot Eko Müze” adını verirler. Burada geleneksel - ev yapımı peynirin yapılma aşamalarını ve peynirin yapımında kullanılan yaklaşık 100 yıllık krema yapma çırpıcısı, yayık fıçısı, el yapımı ahşap kaşar sepeti gibi eşyaları müzede görebilirsiniz. Müzenin içerisinde yer alan panoda yaylada ve yakın çevrede doğal ortamda yetişen yaklaşık 100 adet bitki türünün, çiçeğin, şifalı otun isimleri, fotoğrafları, ne için kullanıldıklarına şahit olursunuz.

Boğatepe Köyü’nde üretilen Kars gravyer peyniri, deri tulum, Kars kaşarı, çeçil peyniri, göğermiş peynir (çeçil peynirin küflenmişi-penisilin kıvamında) ve beyaz peyniri mahallinden temin edebildiğiniz gibi telefonla sipariş vererek getirtebilirsiniz.

ŞAHİN -  MELEK ET VE ET MAMÜLLERİ Gıda San.Tic. Ltd.Şti.:

1923’ten bugüne dededen toruna intikal ederek gelen pastırma ve sucuk üretimine, 2002 yılından itibaren Melek Et ve Et Mamülleri Gıda San. Tic. Ltd. Şti. ve 2004 yılı Mart ayından itibaren ise Şahin - Melek Et ve Et Mamülleri Gıda San. Tic. Ltd. Şti. olarak Kayseri’nin Karpuzatan mevkiinde devam etmekte. İşletme 4.500 m² açık ve 15.000 m² kapalı alan üzerine kurulmuş olup günlük 50 ton üretim kapasitesine sahip. 150 personeli ve 100’e yakın ürün çeşidi ile Kayseri’nin ülke çapında et sektörüne verdiği hizmeti en üst seviyeye ulaştırmayı ve tüketicinin damak zevkine en iyi şekilde hitap etmeyi amaç edinmiştir.

İSO ve HACCP standartlarında kalite güvencesine sahip olan, ürün ve üretim kalitesinden taviz vermeden, hijyenik şartlarda, en gelişmiş teknoloji ve kaynakları etkin kullanarak ürünlerini ve markasını Türkiye pazarında aranır konuma getiren Şahin - Melek Et ve Et Mamülleri, müşterilerine daha iyi hizmet vermek amacıyla vizyonunu daima geniş tutmaktadır. Ürünlerinin insan sağlığı üzerindeki kritik etkisinin bilincinde olan Şahin - Melek Et ve Et Mamülleri Gıda San. Tic. Ltd. Şti çalışanları, bu bilincin tedarikçi ve müşterilerinde de oluşması için çalışmaktadır. Şahin - Melek Et ve Et Mamülleri Gıda San. Tic. Ltd. Şti. tüketici sağlığını ve damak tadını hep ön planda tutmayı hedeflemiştir.

TABAKOĞLU  PASTIRMA VE SUCUKLARI

Tabakoğlu Pastırma ve Sucukları, mevcut iş yerlerinde 1949 yılından beri faaliyet gösteriyor. Dededen babaya, babadan oğula geçen bu meslekle, gerek Kastamonu içine ve gerekse Kastamonu dışında ikamet eden hemşehrilerine ve şehre misafirliğe gelen müşterilerine hizmet sunuyor.

Kışa hazırlık maksadıyla yapılan sucuk ve pastırma geleneksel olarak Ekim ayının sonundan Kasım ayının ortasına kadar geçen dönemde, halk arasında pastırma yazı olarak bilinen 45 günlük dönemde doğal koşullarda ve açık havada kurutuluyor. Başka illerde bazı fabrikalarda yapılan pastırmalar fırında kurutuluyor. Bu nedenle diğer pastırmalar ile Kastamonu pastırması lezzet bakımından farklı oluyor. Pastırma, yılda yaklaşık 100 hayvan kesilerek özel üretiliyor. Üretimde hayvanın en kaliteli yeri olan sırt bölümü kullanılıyor. Teknik olarak genelde herkes aynı uygulamayı yapıyor.  Ancak kullanılan etin genel kalitesi, özenle seçilmiş etin en kaliteli bölümü, gereken titizlik ve hassasiyetin gösterilmesi, hijyen şartlarına uygunluğu ve yılların getirdiği ustalıkla; üretiminden bıçakla incecik dilimlenmesine varıncaya kadar elle yapılması, Kastamonu pastırmasına ayrı bir lezzet katıyor ve bunu Tabakoğlu Pastırma ve Sucukları farkı ile anlayabiliyorsunuz. Müessese çemenli ve çemensiz olmak üzere iki çeşit üretilen pastırmayı; gerek yurtiçine, gerekse yurtdışına kargo ile gönderebiliyor. Kastamonu dışında çemensiz pastırma pek bilinmiyor. Çemensiz pastırma, Kastamonu ilinde ''Pastırmalı Ekmek'' yapılarak tüketiliyor. Pastırmayı soğan ve kırmızı biberle birlikte ister Tabakoğlu’nda, isterseniz iç hazırlatarak fırında pişirtmek suretiyle afiyetle yemek mümkün. Çemenli pastırmada ise çemene ayrı bir lezzet katan dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağı kullanılıyor.

 

6- HİZMET SEKTÖRÜ

Faaliyet gösterdikleri   alanlarda  Mutfak  sektöründe hizmet  sağlayarak  yiyecek ve içecek kültürlerinin   gelişmesine  katkıda bulunan kurum, kuruluş ve  şirketlerden üç tanesi büyük jüriye sunulur.

İSTANBUL  BÜYÜKŞEHİR  BELEDİYESİ  SOSYAL TESİSLERİ

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1994 yılında Sosyal Tesisleri halkın kullanımına açmıştır. İBB Sosyal Tesisleri, günümüzde yenilenen yüzleri, kaliteli ve hesaplı hizmet anlayışları ile halkın ailece güzel bir gün geçirebilmek adına en çok rağbet ettiği huzur ve keyif dolu mekânlar hâline gelmiştir.

2015 yılı itibariyle toplam 16 Sosyal Tesis, halka hizmet vermeye devam etmektedir. Türk mutfağının en seçkin lezzetlerinin, İstanbul’un olağanüstü güzellikteki manzaraları eşliğinde sunulduğu Sosyal Tesislerin her türlü gıda ve malzeme ihtiyacı, hizmet kalitesi TSE’ce onaylanarak ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve ISO 22000 Gıda Güvenliği Sistem Belgeleri almaya hak kazanan İBB Lojistik Destek Merkezi tarafından karşılanmaktadır.

Halkın dört mevsim ve günün her saatinde aileleri ve sevdikleriyle birlikte ayrı bir keyif yaşayabileceği İstanbul’un prestij mekânları olan İBB Sosyal Tesisleri, halka açıldığı günden bu yana kaliteli ve ekonomik hizmet anlayışının değişmeyen adresi olmuştur. Birinci sınıf servis ve hizmet düsturuyla Türk mutfağının en seçkin lezzetlerini uygun fiyatlarla sunmayı ilke edinen Sosyal Tesisler, bunu başarırken asla hijyen ve kaliteden ödün vermemeyi de prensip edinmiştir.

SOFRA  YEMEK ÜRETİM VE HİZMET A.Ş

1987’de kurulan Sofra Grup, Dünya lideri CompassGroupPlc.’nin şirketidir. İş merkezleri, fabrikalar, eğitim ve sağlık kurumlarına toplu yemek ve destek hizmetleri veren ve sektöründe lider konumunu sürdüren Sofra Grup; her gün kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri için kendisine güvenen binlerce kişiye yemek hazırlıyor, içeceklerini sunuyor, konuk ağırlama hizmetleri sağlıyor.

Sofra Grup, Türkiye'de (TSE EN ISO 9001:2008) Kalite Yönetim Sertifikasını, (TSE ISO EN 22000) Gıda Güvenliği Belgesini, (TSE ISG OHSAS TS 18001:2008) İş Sağlığı ve Güvenliği Belgesini, (TSE ISO EN 14001:2004) Çevre Belgesini, (TSE İSO 10002 2006) Müşteri Memnuniyeti Belgesini ve (TSE EN ISO 50001) Enerji Yönetimi Belgesini sektöründe ilk alan toplu yemek hizmeti kuruluşu olarak dikkat çekiyor.

Sofra Grup, Türkiye çapında 81 şehirde faaliyet, 2.000 müşteriye, 3.000 farklı lokasyonda hizmet sunan,  22.000' den fazla istihdam sağlayan, günlük 1 milyon, yıllık 250 milyon öğün yemek hizmeti veren Türkiye’nin en büyük 3. İşvereni.

TAV   PASSPORT

Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin dünyadaki lider markası TAV Havalimanları bugün Türkiye’de İstanbul Atatürk, Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes, Milas-Bodrum ve Gazipaşa-Alanya Havalimanları’nı işletiyor. TAV yurtdışında ise Gürcistan’ın Tiflis ve Batum, Tunus’un Monastır ve Enfidha-Hammamet, Makedonya’nın Üsküp ve Ohri, Suudi Arabistan’ın Medine, Hırvatistan’ın Zagreb Havalimanları’nda hizmet sunuyor. TAV Havalimanları bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte duty-free, yiyecek-içecek hizmetleri, yer hizmetleri, bilişim, güvenlik ve işletme hizmetleri gibi havalimanı operasyonunun diğer alanlarında da faaliyet gösteriyor.

TAV Passport Kart, yolculara havalimanında hız ve konforu bir arada sunan bir yıllık üyelik programı. TAV Passport Kart Üyeleri, TAV Havalimanları tarafından işletilen havalimanlarında kartın sunduğu ayrıcalıklardan faydalanarak havalimanında geçirdikleri zamanı keyifli bir deneyime dönüştürüyorlar.

TAV  Passport ile Ulaşım Kolaylıkları, Ücretsiz Otopark ve Vale, İndirimli Transfer, İndirimli Araç Kiralama, Özel Geçişler, Özel X-Ray, Business Check-in, Özel Pasaport/Güvenlik Kontrolü, Ücretsiz “primeclass” ve World Lounge Kullanımı, Ücretsiz Ring Hizmeti, DutyFree’de Özel Ödeme Kasası, DutyFree’de Özel Fırsatlar, Restoran ve Kafelerde İndirim, Otel Konaklamalarında İndirim  ve Ücretsiz Toplantı Salonu gibi hizmetler sunuyor. Biyometrik geçiş uygulaması da önemli bir başka hizmet. Bu çalışma emniyet tarafından yapılan yeni bir uygulama olup; pasaport kontrolü otomatik olarak sistem üzerinden parmak izi ve T.C. kimlik numarası eşleştirmesi ile gerçekleştiriliyor.

 

7- İŞLETMELER

Ulusal ya da uluslararası marka olma başarısı gösteren, mutfak eksenli sosyal sorumluluk projesi üreten  ya da Türk Mutfak Kültürüne katkı sağlayanlar arasından  üç aday büyük jüriye sunulur.

ASİTANE Osmanlı Saray Mutfağı

Asitane, 1991 senesinden bu yana, Topkapı, Dolmabahçe ve Edirne Saray mutfaklarının yemek, tatlı masraf kayıtları, önemli ziyafetlerin defterleri, yabancı devlet görevlileri ve çeşitli meslek gruplarının kaleme aldığı kitaplar, İstanbul’daki Beyazıt ve Millet Kütüphanelerindeki belgeler, 1539 yılı Kasım Ayında Edirne Sarayı’nda düzenlenen Kanuni Sultan Süleyman’ın oğulları Şehzade Bayezid ve Şehzade Cihangir’in sünnet düğününe ait “Bir Ziyafet Defteri” adlı eser, Surnameler ve eski Osmanlı sözlükleri gibi birçok orijinal kaynaktan yararlanmak suretiyle 200’den fazla tarihi reçeteyi arşivine katarak sunduğu yazlık ve kışlık menüleriyle unutulmuş lezzetleri günümüze taşıyor.

Unutulmuş Osmanlı lezzetlerini yaşatmak adına, döneminde kullanılan adlarıyla sunan Asitane, periyodik olarak, “Fatih Sultan Mehmet Dönemi Yemekleri”, “Osmanlı Saraylarından Afrodizyak Yemekler”, “Osmanlı Saraylarında Balık ve Deniz Ürünleri” gibi özel yemek haftaları da düzenliyor. Edirnekapı’daki Kariye Müzesi’nin hemen yanında, restore edilmiş bir Osmanlı konağının bahçe katında bulunan AsitaneRestaurant, 120 kişi kapasiteli kapalı mekânı ve 130 kişi kapasiteli yazlık bahçesiyle, değerli misafirlerine ev sahipliği yapıyor. Her gün 12.00-11.30 ???saatleri arasında açık olan bu müstesna mekânda düğünler, davetler ve özel günler için catering hizmeti de veriliyor.

TUĞRA RESTORAN ÇIRAĞAN PALACE KEMPİNSKİ

Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze kalan zengin kültürel miras, yemek kültürüyle de dünyanın hayranlığını kazanmakta ve Osmanlı Mutfağının, son yıllarda en ilgi çeken otantik mutfaklardan biri olmasını sağlamakta. Bu lezzet imparatorluğunun bir mirasçısı olan Tuğra Restaurant, İstanbul’un Osmanlı - Türk yemeklerini büyük bir titizlikle konuklarına sunan belli başlı restoranlardan.

Tuğra Restaurant, Çırağan Sarayı’nın birinci katında... Saray’ın büyüleyici atmosferi içinde dünyanın en güzel konumlarından birine sahip. Özelikle Osmanlı döneminden kalan tarihî belgelerden faydalanılarak yapılan çevirilerle günümüzde unutulmaya yüz tutmuş birçok lezzet Tuğra Restoran’ın Şef Aşçı’sı Hüseyin Ulaş tarafında yeniden gün ışığına çıkartılarak restoranın menüsünde Osmanlı mutfağı olarak sunulmakta. Tuğra’da servis edilen yemeklerin birçoğunun kendine ait bir geçmiş hikâyesi var. Tuğra’da, yüzyıllar öncesinin lezzetleri günümüzde de saray usulü bakır tencere ve tavalarda, toprak testi ve güveçlerde pişirilerek organik ürünler kullanılarak yaşatılıyor. Tuğra’da kullanılan malzemeler Anadolu ve Trakya’nın birçok bölgesinin en bilinen ürünlerinden oluşuyor. Ege’nin dağlarından toplanan yabanî ot ve baharatları, Karadeniz’in lahanası ve mısır unu, Trakya’nın bahar kuzusu, İç Anadolu’nun kuru bakliyatı, Doğu Anadolu’nun kekikle beslenen büyükbaş kır hayvanlarının leziz etleri, Boğaz’da günlük yakalanan balıklar gibi birçok ürün Tuğra’nın yeni menüsünü oluşturuyor. Saray tatlıları ve yemek sonunda ikram edilen Türk kahvesi, Osmanlı lokum ve şekerlemeleri, ziyafetin sadece bir parçası.

PANDELİ  LOKANTASI

Pandeli Lokantası, bütün dünyanın tanıdığı bir lezzet mekânı… Amerikan “Food& Wine”  dergisinin dünyanın 40 ayrı kentindeki “en iyi restoranlar” listesinde gösterdiği, 2007’de gidilmesi gereken yerler arasında tavsiye ettiği lokanta, muhteşem İznik çinileriyle bezeli duvarları, bembeyaz kolalı örtüleri, Galata köprüsü, Eminönü ve Mısır Çarşısı’nı gören manzarası, Türk mutfağının özgün tatlarından oluşan yemekleriyle bir İstanbul klasiği.

Çarşının girişinde solda yer alan kapısından girdiğinizde; önce uzun, dar, taş basamaklı, iki tarafı çinilerle süslenmiş bir merdivenle karşılaşıyorsunuz. Upuzun merdiveni tırmanırken, dışarının tüm sesleri, ışıklar, çarşının kalabalığı, bir saniye önce içinde olduğunuz gerçek dünya sanki hiç orada olmamışsınız, hiç var olmamış gibi, bir zaman tüneline adım atmışsınız gibi merakla çıkıyorsunuz yukarı. Yukarıda antrede içinde közleri ışıldayan bakır bir mangal, zaman tüneli yolcularına “hoşgeldiniz” diyor Pandeli’nin emektar çalışanlarıyla birlikte. Tünellerin sonunda hep bir ışık olur ya, üst kata çıktığınızda bir daha asla aynı rengi tutturulamayan masmavi iznik çinilerinden yansıyan ruhanî bir ışıkla yıkanıyorsunuz. Biri birine geçen üç salondan oluşan lokanta, bir Çini müzesi adeta. Yemek salonlarının pencereleri Eminönü Meydanı’na bakıyor. Karşıda Galata Köprüsü ve Kulesi. Salonlara geçilen bölümdeki demir kafesli iki küçük pencere ise Mısır Çarşısına açılıyor. Sinematografik bu karenin içine oturup, öylece çarşıyı seyretmek istiyorsunuz.