Özel Ödüller

EMEK VE ONUR ÖDÜLÜ

Türk  gastronomi dünyasında kurumsal ya da kişisel anlamda değer üreten ve mesleğine saygınlık kazandıranlar bu ödül kapsamında değerlendirilirler. Bu çerçevede gösterdiği başarı ile ulusal ya da uluslararası başarı  öyküsü  gerçekleştirenlere MUTFAKTA MİLLİ unvanı ile bu ödül verilir.

2016  MUTFAKTA  MİLLÎ ÖDÜLÜ

Yürütme Kurulu her yıl bir kişiye “Emek ve Onur Ödülü” verir.  Bu ödülün adayını Yürütme Kurulu belirler.  2016 yılı  ödül teması “MUTFAKTA MİLLΔ olup, bu   ödülün   Sayın Cüneyt  ASAN’a  verilmesi uygun bulunmuştur.

Derin tarihî geçmişleri boyunca diğer tüm dünya insanları gibi  Türk Toplumu da sofrasında hep ete öncelik verdi.   Oğuz Kağan Destanı’nda, Dede Korkut’un şölenlerinde, büyük ziyafetlerde baş rolde hep et var.  Kısaca et meselesi mühim. 

Et seven kişiler için Altay Türkleri, “Etsek” derlermiş.   Aslında son zamanlara kadar kasaplık pek de rağbet gören bir meslek olarak görülmemiş, hatta çoğu zaman kötü benzetmelere konu olan, çeşitli dönemlerde ve kültürlerde,  zalimce davranan, diğer insanları katleden kişiler için kullanılmış. Osmanlı Cihan Devleti  döneminde, Eğin (Kemâliye)  ilçesi  14 yy. başlarına  kadar  Gürcülerle, İlhanlıların işgali altında  huzursuz bir dönem  geçirmiş, halk göçe zorlanmış. 15. asırdan sonra Osmanlılar, bu dağlık ve zor üretim imkânları bulunan Eğin insanının göçünü engellemek, geçimlerini sağlamak maksadıyla  Eğin (Kemaliye) halkına Et kethüdalığı vermiş.

İstanbul’da genel olarak babadan oğula Eğinliler tarafından günümüze kadar sürdürülen kasaplık mesleği görüldüğü gibi çok da keyifli olarak anlatılmıyor. Ama son on  on beş  yılda çok  şeyler olmuş, kasaplık mesleği  enteresan bir yükselişe geçmiş. Burada şüphesiz ki Cüneyt ASAN önemli  aktörlerden birisi. Konu işini sevmek,  işine aşık olmak,  yaptığın işi saygı duyulan bir meslek hâline getirmek, yani   “Etsek” olmak ya da Cüneyt Asan olmak.

1959 yılında Erzincan'da doğan Cüneyt Asan’ın hayat hikayesi  aslında oldukça dramatik. Üç yaşındayken ailesi İstanbul Bostancı'da bir gecekonduya yerleşiyor. Babası bir apartmanda kapıcı olarak işe başlıyor. Asan da ailesine maddî bakımdan destek olmak için ilkokul yıllarında Bostancı Kasaplar Çarşısı'nda çırak olarak işe başlıyor.

Maddî konuda sıkıntı yaşadıkları için okuluna veda eden Asan, kendini işine adıyor ve bir yerlere gelmek için hafta sonu, bayram, seyran demeyip gece gündüz çalışıyor. Asan, 1980 yılında, kıdem atlayarak çıraklıktan ustalığa geçiyor. Askerden döndüğünde de Nimet ve İsmet Yalçın kardeşlerle çalıştıkları kasabı satın alarak ortaklığa adım atıyorlar, borç harç işe koyulurlar.

Önce yedi kişidirler, iş temposuna dayanamayanlar ayrılır  ve üç kişi kalırlar. İki ortağıyla birlikte birkaç yıl sonra dükkânı yıkıp Amerikan barlı kasap açarlar. 30 yıl önce yaptıkları bu devrim Cüneyt ASAN’a mesleğe çağ atlattıran kasap lakabını getirir.

 

KİMLİKLİ ŞEHİRLER YOLUNDA  İKİ BAŞARILI YÖNETİM

Bulundukları şehirlere  gastronomik  anlamda  ürettikleri projeler ile  katma değer sağlayan yerel  ya da merkezi yönetim kurumlarına  ülkemizde örnek olmaları  dolayısı ile  bu ödül verilir.

GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ / UNESCO

UNESCO’nun, 33 ülkeden 47 kentin içinde yer aldığı Yaratıcı Şehirler Ağı’na Gaziantep de eklendi. 11 Aralık 2015’te şehrimizin kazandığı bu haklı başarı bizleri gururlandırdı. UNESCO, 2004 yılından bu yana sürdürülebilir kentsel kalkınmada yaratıcılık olgusunu ön planda tutan kentleri belirleyerek, onlar arasında bir çeşit işbirliği ağı oluşturmakta. O günden bu yana, 116 kent bu ağa dahil olmuştur. Yeme içme kültürü başlığı altında ise listede yalnızca 18 kentin adı geçmektedir ve artık bu kentlerden biri de Gaziantep’tir. Gastronomi dalında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil edilmeye hak kazanan Gaziantep’in başarısı  ödüle layık görülmüştür.

ANTALYA BÜYÜKEHİR BELEDİYESİ / EXPO

“Gelecek Nesiller İçin Yeşil Bir Dünya” yaratmak amacıyla “Çiçek ve Çocuk“ temasıyla yola çıkan, kültür, eğitim, sanat, eğlence ve ticaret alanlarında bir buluşma noktası olan EXPO 2016 Antalya, 50’nin üstünde ülkenin katılımıyla uluslararası çaplı bir iletişim ortamı sağlamaktadır. 191 gün boyunca sürecek olan EXPO 2016 Antalya’nın gelişim ve oluşum sürecinde, alan içindeki yapılarından, katılımcıların bahçelerine kadar her noktası, Tarih, Biyoçeşitlilik, Sürdürülebilirlik, Yeşil Şehirler alt temalarından yola çıkarak gelişmiştir. Antalya Belediyesi bu büyük organizasyonun ev sahibi olarak ödüle  lâyık görülmüştür.

 

YEDİ BÖLGE YEDİ LEZZET NOKTASI

Yedi bölgeden bulundukları bölge mutfakları kapsamında faaliyet gösteren  ve başarıları kanıtlanarak kabul gören  yedi  yiyecek ve içecek işletmesi. 

KARADENİZ: İzbeli Çiftliği - Kastamonu

AKDENİZ: Menekşe Paça Çorba Kebap Salonu - Kahramanmaraş

EGE: Kısmet Pide Salonu - Aydın

TRAKYA: Aydın Tava Ciğer - Edirne

GUNEYDOĞU ANADOLU: Ziya Usta - Urfa Birecik

DOĞU ANADOLU: Koç - Erzurum

İÇ ANADOLU: Ali Baba Furun Kebap - Konya

 

TÜRKİYEDEN İKİ RESTORAN

Bölgesinde en iddialı iki farklı konsept restoran:

ARŞİV  / İSTANBUL

Cemal Sarıhan ve ünlü futbolcu Arda Turan işbirliği ile Şişli’de hayata geçirilen Arşiv Restaurant, yeni nesil esnaf lokantası olma iddiasıyla İstanbul yeme-içme sahnesine merhaba dedi. Türk mutfağının zengin lezzetlerini en kaliteli şekilde ve uygun fiatla misafirlerine sunmayı hedefleyen Arşiv Restaurant, ileride yurt içinde ve yurt dışında şubeler ile büyüyerek Türk mutfağının bir markası olmayı amaçlıyor.

“Türk mutfağının arşivi olacak” sloganıyla yola çıktıklarını söyleyen Cemal Sarıhan, mekânın Türk mutfağının arşivi olacağını düşündüklerini, mermer masaları ve eski tip tencereleri ile eskiyi anımsatan bir ambiyansa sahip olmakla birlikte eski ile yeniyi harmanladıklarını dile getiriyor.

Kapasitesi 140-150 kişi olan Arşiv, yeme-içme sahnesinde kahvaltı rolünü de üstlenmiş bulunuyor. Sabahları zengin bir açık büfe ile sizi karşılayan Arşiv’de Türk kahvaltısının da tadını çıkarabilirsiniz.

YANYALI  FEHMİ / İSTANBUL

Yunanistan’ın batı kısmında bir şehir olan Yanya’dan göçle gelen Sipahioğlu eşrafından 1891 doğumlu Fehmi Efendi meraklı olduğu Türk Mutfağını hayata geçirmek için 1919 yılında, saraydan ayrılma Hüseyin Efendi’yi başaşçı yaparak bir lokanta açmıştır.

Türk Mutfağına önem veren damak tadıyla, çeşnisiyle ve verdiği hizmetiyle meşhur olmuş, müşterilerini velinimeti bilen zihniyetle herkesin takdirini kazanmıştır. 

 

TÜRKİYEDEN İKİ YILDIZ ŞEF

Anadolu coğrafyasından özgün ürünler, pişirme teknikleri ile Anadolu mutfaklarının bilinirliğine katkı sağlayan üç  mutfak şefi.  

Ömür AKKOR

Beş yıl boyunca Bursa‘nın tüm ilçe ve köylerinde gezerek, yemekleri kayıt altına aldı. Bu tarifleri altı ay içinde düzenleyerek, “Bursa Mutfağı” kitabını hazırladı. Bursa Mutfağı kitabı, Bursa'nın 500 yıllık yemek kültürünü masaya yatıran ilk yemek kitabı oldu. Mart 2009 tarihinde yayınlanan kitapta yer alan 140 tarif ilk defa dünya mutfak literatürüne girdi. Kitap, dünyanın en prestijli yemek kitabı yarışması “Gourmand World Cookbook Awards”ta, “Yerel Mutfak” kategorisinde 2009'un en iyi kitabı seçildi. “Yemek Kitapları Nobeli” olarak da nitelendirilen bu yarışmada 'Selçuklu Mutfağı' adlı eseri ile  “Dünyanın En İyi Mutfak Tarihi Kitabı” ödülüne lâyık görülen isim yine Muhammed Ömür Akkor’du…

Murat Deniz TEMEL

Mersin’den yola çıkıp dünyanın en iyi restoranı Noma’ya uzanan parlak bir başarı öyküsünün yazarı ExecutiveChef Deniz Temel, Alancha’yı “Dünya’nın En İyi 50 Retoranı” arasına sokmak için adeta bir joker eleman. Lise döneminde başlayan gastronomi eğitiminin devamında Mövenpick, FourSeasons otelleri ile Murat Bozok’un Mimolett’inde çalışmış. Adını “Noma’daki Türk genci” olarak duyuran Deniz Şef, Renae’deki deneyiminin yanısıra bir süre de AlexAtala’nın 7. sıradaki restoranı D.O.M.’da da görev alarak vizyonunu geliştirmiş…